Türkiye'yi boğma planı, Fransa’dan Kıbrıs’a kritik hamle!

KKTC Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Kıbrıs Fransa
Türkiye'yi boğma planı, Fransa’dan Kıbrıs’a kritik hamle!

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa ordusunun Ada’daki varlığını hukuki zemine taşıyan Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi’ni imzalayarak Doğu Akdeniz’de yeni bir sayfa açtı. Lefkoşa’da imzalanan anlaşma, resmi açıklamalarda “iki ülke silahlı kuvvetlerinin karşılıklı faaliyetlerinin düzenlenmesi”, “savunma ve güvenlik işbirliğinin derinleştirilmesi” ve “insani operasyonların kolaylaştırılması” ifadeleriyle duyuruldu. Ancak anlaşmanın anlamı, diplomatik metinlerdeki yumuşak ifadelerin çok ötesinde.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Fransa ile imzaladığı Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi, Doğu Akdeniz’deki askeri dengeleri yeniden tartışmaya açtı. Lefkoşa yönetimi anlaşmayı “savunma işbirliği” ve “insani operasyonlara hazırlık” başlığı altında savunurken, Ankara ve KKTC cephesi bu adımı Kıbrıs Türk halkının güvenlik çıkarlarını yok sayan, 1960 garantörlük düzenini aşındıran ve Ada’yı Batı askeri mimarisinin ileri platformuna dönüştüren yeni bir hamle olarak görüyor. Fransa’nın Baf ve Mari’deki askeri altyapıya yönelmesi, ABD’nin Rum yönetimine yönelik silah ambargosu muafiyetini sürdürmesi, İsrail-Yunanistan-GKRY hattında artan askeri işbirliği ve Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği üzerinden kurulan yeni denklemler birleşince Kıbrıs, artık yalnızca çözümsüz bir ada sorunu değil; Türkiye’nin çevrelenmesi, Avrupa savunması, İsrail güvenliği ve Ortadoğu krizlerine müdahale başlıklarının kesiştiği stratejik bir üs adasına dönüşüyor.

Türkiye'yi boğma planı, Fransa’dan Kıbrıs’a kritik hamle! - Resim : 1
Fransa, Yunanistan ve Rum Kesimi ile Türkiye karşıtı ittifak oluşturdu.

STRATEJİK BELGE

SOFA olarak bilinen Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi, bir ülkenin askerlerinin başka bir ülke topraklarında hangi hukuki statüyle bulunacağını, hangi yetkilere sahip olacağını, hangi yargı düzenine tabi olacağını, hangi muafiyetlerden yararlanacağını ve hangi operasyonel çerçevede hareket edeceğini belirleyen kritik bir metin olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Fransa ile Rum yönetimi arasında atılan imza yalnızca teknik bir askeri düzenleme değil; Ada’nın güvenlik mimarisini, Türkiye’nin garantörlük pozisyonunu ve Doğu Akdeniz’de kurulan yeni ittifak ağlarını doğrudan ilgilendiren stratejik bir belge niteliği taşıyor.

FRANSA ADA’YA YERLEŞİYOR

Anlaşmaya Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin ile Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas imza attı. İmza töreninin Avrupa Birliği savunma bakanlarının gayri resmi toplantısı için Güney Kıbrıs’ta bulunduğu döneme denk gelmesi de dikkat çekti. Rum yönetimi, son yıllarda Orta Doğu tahliye operasyonları, Gazze’ye insani yardım koridoru, Lübnan-İsrail hattındaki krizler ve AB dönem başkanlığı hazırlıkları üzerinden kendisini “Avrupa’nın Doğu Akdeniz’deki güvenli limanı” olarak konumlandırıyor. Paris ise aynı Ada’yı yalnızca insani tahliye operasyonlarının değil, Doğu Akdeniz ve Levant hattındaki askeri hareketliliğin de ileri lojistik noktası olarak görüyor.

BÜYÜK RESİM: BAF VE MARİ HATTI

Kıbrıs’ın jeopolitik ağırlığı haritaya bakıldığında daha net ortaya çıkıyor. Ada, Türkiye’nin güney kıyılarına, Suriye’ye, Lübnan’a, İsrail’e, Gazze’ye ve Mısır’a aynı anda uzanan bir deniz-hava hattının merkezinde bulunuyor. Larnaka ve Limasol limanları, Baf’taki Andreas Papandreou Hava Üssü, Mari’deki Evangelos Florakis Deniz Üssü ve İngiltere’nin Ağrotur ile Dikelya’daki egemen üs bölgeleri birlikte düşünüldüğünde Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de eşsiz bir askeri erişim noktası olduğuna dikkat çekiliyor.

ORTA DOĞU EKSENLİ YERLEŞİM

Kıbrıs'ın konumu Fransa açısından bu coğrafya yalnızca Avrupa Birliği’nin güneydoğu sınırı değil; Suriye, Lübnan, Kızıldeniz, Süveyş, İsrail ve İran eksenli krizlere kısa sürede müdahale edilebilecek bir deniz-hava platformu anlamına da geliyor. Paris yönetiminin özellikle Mari askeri limanı ile Baf’taki Andreas Papandreou Hava Üssü’ne ilgisi de bu nedenle önem taşıyor. Mari’deki deniz üssü, Lübnan kıyılarına yakınlığı nedeniyle tahliye, ikmal ve deniz güvenliği operasyonları için kritik bir konumda bulunuyor.

İKMAL ÜSLERİ

Baf Hava Üssü ise ağır nakliye uçakları, helikopter hareketliliği, yakıt ikmali, bakım ve askeri tahliye kapasitesi bakımından genişletilmek isteniyor. ABD ve Avrupa destekli planlarda bu iki tesisin önümüzdeki dönemde modernize edilmesi, hava üssüne daha geniş park alanları kazandırılması, Mari’ye büyük nakliye helikopterlerini karşılayabilecek altyapı eklenmesi öngörülüyor.

GARANTÖRLÜK TARTIŞMASI

Kıbrıs üzerinden yaşanan tartışma ve gerilimi yorumlayan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, ise 1960 Garanti Antlaşması'ne dikkat çekerken şunları söyledi: "Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantör olduğu düzen, Ada’nın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal statüsünü güvence altına alırken, Kıbrıs’ın herhangi bir devletle birleşmesini ya da Ada’nın taksimini teşvik edecek faaliyetleri de yasaklıyor. Ankara ve KKTC açısından Rum yönetiminin Ada’nın tamamı adına hareket ederek üçüncü ülkelerle askeri anlaşmalar imzalaması, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan tek taraflı bir hamledir. Rum yönetimi, uluslararası alanda 'Kıbrıs Cumhuriyeti' sıfatını kullanarak Ada’nın tamamı adına karar alıyor."

Türkiye'yi boğma planı, Fransa’dan Kıbrıs’a kritik hamle! - Resim : 2
Rum tarafı ise anlaşmanın Fransa ile karşılıklı askeri personel statüsünü düzenlediğini, temel amacın insani operasyonlar, ortak eğitim, tahliye hazırlıkları ve Avrupa güvenliği olduğunu savunuyor. Ancak gelişmeler, tabloyu yalnızca 'insani yardım' başlığına sıkıştırmayı zorlaştırıyor."

PARİS’İN DOĞU AKDENİZ HESABI

Umur Tugay Yücel (Uluslararası İlişkiler Uzmanı)

Son yıllarda İsrail, Yunanistan ve Rumlar arasında enerji, deniz güvenliği, hava savunma, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikat başlıklarında yoğun bir işbirliği gelişti. Bu ağın Fransa ayağı ise son imzayla daha da belirginleşti. Paris, Doğu Akdeniz’de kendisini yalnızca bir Avrupa gücü olarak değil, küresel çıkarları olan bir askeri aktör olarak konumlandırıyor. Doğu Akdeniz’de enerji boyutu da göz ardı edilemez. İsrail açıklarındaki gaz sahaları, Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon aramaları, Mısır LNG tesisleri, Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığı azaltma arayışı ve deniz yetki alanı anlaşmazlıkları, askeri ittifakların arka planında önemli yer tutuyor."

İNGİLİZLER DE OYUNDA

"İngiltere’nin Ada’daki egemen üsleri de denklemin ayrı bir boyutu. Ağrotur ve Dikelya, 1960 düzeninden bu yana İngiliz egemen üs bölgeleri olarak varlığını sürdürüyor. Bu üsler Irak, Suriye, İsrail, Gazze, Lübnan ve İran hattındaki krizlerde Batı askeri operasyonları açısından kritik önemde."

[email protected]

Kaynak: Web Özel