ABD-İran anlaşması Netanyahu için siyasi bir kabusa dönüştü

Binyamin Netanyahu İsrail Dünya haberleri
ABD-İran anlaşması Netanyahu için siyasi bir kabusa dönüştü
Fotoğraf: Haber Global

ABD ile İran arasında varılan ateşkes anlaşması, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun onlarca yıllık siyasi kariyerini ve güvenlik doktrinini yerle bir etti. Hem muhalefetin hem de koalisyonundaki aşırı sağcı ortakların hedefi haline gelen Netanyahu, Ekim ayındaki kritik seçimler öncesinde köşeye sıkışmış durumda.

ABD’nin İran ile vardığı ateşkes anlaşması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu kelimenin tam anlamıyla siyasi bir kabusun ortasına itti. Anlaşma, Netanyahu’nun kariyerini üzerinde inşa ettiği tüm temel sütunları yerle bir ederken, tecrübeli lideri tamamen yeni bir güvenlik çıkmazının içine hapsetti.

Netanyahu’nun önündeki seçeneklerin hiçbiri iç açıcı değil. Muhalefet lideri Yair Lapid, yaşanan stratejik tıkanıklığı, "Önümüzdeki seçenekler ya en büyük müttefikimizle doğrudan ve yıkıcı bir çatışma ya da İsrail’in çıkarlarının acizce teslim edilmesidir" sözleriyle özetledi.

İSRAİL'DE GÖZLER ERKEN SEÇİME ÇEVRİLDİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Netanyahu’nun Pazar günü Beyrut’a yönelik saldırı emri verirken "hiçbir sağduyu göstermediğini" belirten ve sert ifadeler barındıran çıkışı, İsrail’deki siyasi rakipleri ve medya tarafından anında bir propaganda malzemesine dönüştürüldü. Ülkede gözler zaten en geç Ekim ayı sonunda yapılması gereken erken seçimlere kilitlenmiş durumdayken, bu gelişme kulisleri iyice hareketlendirdi.

Ancak Netanyahu üzerindeki asıl baskı sadece muhalefetten değil, kendi partisi Likud’dan ve koalisyon hükümetinin aşırı sağcı bakanlarından geliyor. Tepkilerin odak noktası ise Tahran’ın, ateşkesin "Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonları kapsaması" yönündeki dayatması oldu.

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla adeta rest çekti. Ben-Gvir mesajında, "Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. Güvenliğimizi garanti altına almayan bu anlaşmanın bir parçası değiliz" ifadelerini kullandı.

MOSSAD KANADI DA TEPKİLİ

Eski bir Mossad yetkilisi ve İran uzmanı olan Sima Shine da anlaşmaya şüpheyle yaklaşan isimler arasında yer alıyor. ABD'nin stratejisini eleştiren Shine, durumu şu sözlerle değerlendirdi:

"Amerikalıların bunu neden kabul ettiğini anlamak zor. ABD, Lübnan’da ne olacağına karar verme yetkisini İran’a bırakarak, Tahran’ın Hizbullah’ı desteklemeye devam etmesinin ve örgütün Lübnan siyasetinde ana aktör olarak kalmasının önünü açıyor. Bu durumdan İsrail’in ne askeri ne de siyasi kanadı memnun."

NETANYAHU'DAN SERT SAVUNMA VE TRUMP İTİRAFI

Yükselen bu öfke dalgası karşısında Netanyahu, düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin "başarısızlık" imalarına karşı oldukça sert bir savunma yaptı. Trump ile bazı konularda farklı düşündüklerini itiraf eden Netanyahu, kırmızı çizgilerini şu sözlerle ilan etti:

"Yetişkinlik hayatımın neredeyse tamamını tek bir amaca adadım: İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek. Bu hedef doğrultusunda kendimi hiçbir şekilde sınırlandırmıyorum; İran nükleer silahlara sahip olamayacak. Amerikalı müttefiklerimiz de bu kararlılığa saygı duyuyor. Ayrıca operasyonel özgürlüğümüzü koruma konusunda ısrarcıyız; bir tehdit veya saldırı alırsak anında karşılık veririz."