MHP lideri Bahçeli: Özgür Özel ateşe körükle gitmemeli
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP'nin milletin karşısına koltuk kavgasının gölgesi altında çıktığını belirten Bahçeli, "Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Sayın Özgür Özel'e düşen, ateşe körükle gitmek değil, aklıselimle hareket etmektir." dedi.
Bahçeli'nin açıklamaları şöyle:
Hepinizi muhabbetle ve en derin kardeşlik duygularımla selamlıyorum.
Dünyanın neresinde bir milletin barışı hedef alınsa, nerede bir mazlumun ahı yükselse orada yalnızca o ülkenin değil bütün insanlığın imtihanı başlamış demektir. Bugün yakın coğrafyamızda yaşananlar da bize sadece savaşların, gerilimlerin ve diplomatik çekişmelerin seyrini değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insanlık duygularımızın seyrettiği istikametin vahim tablosunu göstermektedir. Atalarımız, "Ateş düştüğü yeri yakar." demiştir. Fakat bugün yakın coğrafyamızda harlanan ateş, yalnızca düştüğü yeri değil, sınırları aşan, bombalar yağdıran, gökleri karartan, denizleri kabartan ve dumanı kapımıza kadar dayanan tehlikeli bir yangına dönüşmüştür. Sözde barış çağrılarının gölgesinde yeni cepheler açılmakta, askeri yığınaklar büyümektedir.
"BÖLGEMİZİN KALBİNE HER GEÇEN GÜN YENİ HANÇERLER SAPLANMAKTADIR"
Gerçeği bütün açıklığıyla söylemek mecburiyetindeyiz. Adalet terazisi şaşmış, güç dengeleri yerinden oynamıştır. Barış silah tacirlerinin kanlı iştahlarına kurban edilmektedir. Orta Doğu'da kazan kaynamakta bölgemizin kalbine her geçen gün yeni hançerler saplanmaktadır. Orta Doğu'daki gerilimi İran ile İsrail arasında bir çatışma olarak görmek büyük bir yanılgı olacaktır. Bu mesele yalnızca Tahran'ın, Tel Aviv'in, Washington'un veya Beyrut'un meselesi değildir. Bu mesele, Hürmüz Boğazı'ndan Doğu Akdeniz'e, Lübnan'dan Suriye'ye, Irak'ın kuzeyinden Kızıldeniz'e, Körfez'den Kıbrıs'a kadar uzanan, deniz ticaret yollarından petrol ve doğal gaz yataklarına, su güvenliği havzalarından enerji geçiş güzergâhlarına yayılan, bölgedeki tarihî, kültürel, etnik ve mezhepsel hassasiyetleri kışkırtmaktan geri durmayan geniş bir güvenlik denklemidir.
Türk milleti köşeye sıkıştırılacak bir millet değildir. Türk milleti karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek bir millet değildir. Türkiye, ham hayaller kurularak çizilen haritaların kenarına sıkıştırılacak, eline bir avuç toprak verilip denizlerinden koparılacak bir ülke değildir. Bölgemizin topraklarına fitne tohumları ekmek, asırlık komşuları birbirine kırdırmak isteyen küresel şer şebekeleri iş başındadır. Biz esareti ayağının altında ezen haritalara sığmayıp nice devletler kuran, kuşatmaları paramparça eden çağların kapılarına Türk mührünü vuran aziz milletin evlatlarıyız.
İSRAİL'İN SALDIRILARI
İsrail'in bölgede uyguladığı saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyaset artık yalnız Filistin'i değil, Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangının haritasına dönüşmüştür. Gazze'de bebeklerin, kadınların, yaşlıların ve hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyet, bugün Lübnan'da da aynı hain yöntemi sürdürmektedir. Beyrut'un semalarında dolaşan savaş uçakları sadece Lübnan'ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına da meydan okumakta, huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Vaat edilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah, milletlerin kaderini Siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi hâline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir.
ABD'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskını bölgeler yangını daha da derinleştirmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte diğer yanda Hürmüz'de askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bu nasıl barış arayışıdır. Bir ülke müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa orada diplomasi değil şantaj vardır. Barış kelimesini ağzına alıp savaşın fitilini cebinde taşıyanlar insanlığı aldatamayacaktır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ
Terörsüz Türkiye hedefinin ne kadar hayati ve ne kadar isabetli olduğu bir kez daha bütün açıklığıyla ortaya çıkmaktadır. Bugün bölgemizde yaşanan her kriz, bir dış politika gündem başlığı olduğu kadar, iç cephemizin sağlamlığına, kardeşlik hukukumuzun gücüne, devletimizin teyakkuzuna ve milletimizin ortak gelecek arzusuna yönelen bir sınamadır. Terörsüz Türkiye, bölgesel fırtınalar karşısında millî varlığımızın zırhıdır. Terörsüz Türkiye, emperyalizmin taşeronluğunu yapan mahvillerin, etnik fitne mühendislerinin ve din kisvesi altında Siyonist kuruntu tacirlerinin Türkiye üzerinde kurmak istediği oyunu bozma iradesidir. Terörsüz Türkiye, Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e, Lübnan'dan Suriye'ye, İran'dan Irak'ın kuzeyine kadar uzanan kriz kuşağı karşısında Türkiye'nin iç cephesini muhkem tutma gayretidir.
Terörsüz Türkiye iradesi samimiyetle ilerlerken, bu iradeyi zehirlemek isteyen dış mahfiller de boş durmamaktadır. Türkiye'nin huzura, kardeşliğe ve güvenli bir geleceğe yürüdüğü bir dönemde, bölgesel savaşlardan, güç boşluklarından ve jeopolitik belirsizliklerden medet uman çevrelerin terör uzantılarını yeniden kullanma arayışında olduğu görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki nüfuz ağıyla, İsrail'in kaos siyasetinin aynı hatta buluştuğu her yerde terör örgütleri birer piyon, birer maşa, uzaktan kumandalı birer aparat olarak sahneye sürülmek istenmektedir. Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmaların yeni himaye kapıları araması, Irak'ın kuzeyindeki eski mevzilerin diri tutulmak istenmesi, İran sahasındaki her gerilimin farklı uzantılar üzerinden fırsata çevrilmeye çalışılması tesadüf değildir. Bunlar Türkiye'nin iç huzurunu, kardeşlik hukukunu ve güvenlik mimarisini hedef alan daha büyük bir oyunun parçalarıdır. Bu sebeple Terörsüz Türkiye hedefini korumak, ihanet şebekelerinin hesabını bozmanın gereğidir. Biz Terörsüz Türkiye derken içeride huzuru, dışarıda caydırıcılığı, sınırlarımızda emniyeti, bölgemizde istikrarı ve milletimizin birliğini aynı anda savunuyoruz. Dışarıda kaos girdabı kol gezerken, savaş borazanları kulakları sağır ederken, ülkemiz jeopolitik depremlere sürüklenmek istenirken surda gedik açtırmayacağız. İşte Terörsüz Türkiye hedefi bu büyük tablonun merkezindedir. İşte bu yüzden Terörsüz Türkiye diyoruz. İşte bu yüzden iç cepheyi sağlam tutmak zorundayız. İşte bu yüzden kardeşlik hukukunu tahkim etmeyi yalnızca iyi niyetli bir temenni olarak değil, doğrudan doğruya bir millî güvenlik meselesi biçiminde ele alıyoruz.
CHP'Lİ BELEDİYELERE YÖNELİK SORUŞTURMALAR
CHP'li belediyeler etrafında uzun süredir biriken şaibeli süreçler, rüşvet, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur. Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına bir ibretlik bir tablodur.
"CHP MİLLETİN KARŞISINA KOLTUK KAVGASIYLA ÇIKMAKTADIR"
Yerelde başlayan bu çözülme, dönüp dolaşıp Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin çatısına çökmüştür. Ecdadımız "Balık baştan kokar" demiştir. CHP'li belediyelerde kendini gösteren savrukluk, şaibeli yönetim aczi, bugün genel merkeze sirayet etmiş, parti yönetiminin içine düştüğü dağınıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Cumhuriyet Halk Partisi bugün milletin karşısına, kendi iç hesaplaşmasının, koltuk kavgasının, mahkeme süreçleriyle düğümlenen yönetim krizinin ve kurumsal aklını tüketen hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır.
"BİZİM MESELEMİZ CHP'NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ DAĞINIKLIKTAN SİYASİ KAZANÇ ÜRETMEK DEĞİL"
Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo, siyaseti millete hizmetin şerefli yolu olmaktan çıkarıp, kişisel ikbalin, hırsın, öfkenin ve güç gösterisinin dar patikasına sıkıştıran anlayışın neticesidir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir siyasi partinin kendi hukukunu, geleneğini, kurumsallığını ve meşruiyet zeminini nasıl aşındırdığı vahim bir manzaradır. Sağduyuyla karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okuyucu bir üslupla gölgelenmesi, siyasi kıyametin büyük alametlerindendir. İç düğümleri çözmek yerine yağlı urganlara sarılmak, kementleri ülke gündeminin boynuna ısrarla dolamak aziz milletimize ne fayda getirir?
Buradan açıkça ifade ediyoruz; bizim meselemiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek değildir. Bizim meselemiz Türkiye'de siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır. CHP bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez, iki ayrı meşruiyet iddiası, muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır.
Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Sayın Özgür Özel'e düşen, ateşe körükle gitmek değil, aklıselimle hareket etmektir. Zira keskin sirke ancak küpüne zarar verir. Cumhuriyet Halk Partisi kendi içindeki çetrefilli itilafı meydanların hararetine terk etmemelidir. Serinkanlılıkla yürütülmesi gereken hukuki süreci kalabalıkların gürültüsüne bırakmamalıdır. Cumhuriyet ve yaşıt bir siyasi parti olmanın ağırlığı ve kurumsallığını niteliksiz sokak diline havale etmek, ölü gözünden yaş beklemekten farksızdır.
"CHP'NİN İÇ GERİLİMİ MEYDANLARA TAŞINMAMALI"
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde iki yol vardır: Ya kendi iç meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır. Nitekim ülke gündemi siyasi partilerin iç hesaplarının yükünü taşıyacak bir hamal değildir. Sayın Özgür Özel'e tavsiyemiz şudur: CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan vazgeçilmelidir. Genel merkezdeki çift başlılık, teşkilatlara sirayet eden huzursuzluk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi koridorlarına taşan buhran ayan beyan ortadadır. Kaynayan kazanı kapakla bastırmaya çalışmak akıl kârı değildir.
İsrail, İran'ı vurdu: İki üst düzey yetkili hayatını kaybetti
İstanbul barajlarında doluluk oranı yüzde kaç?
Rusya'da bombalı saldırı!
Şırnak'ta ormanlara girişler 30 Eylül'e kadar yasaklandı
Yılanın, kurbağayı avlama anı cep telefonu ile görüntülendi