Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan Netanyahu'ya Türkiye'den sert tepki: Tam anlamıyla hadsizlik

HABER MERKEZİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı Erdoğan Binyamin Netanyahu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan Netanyahu'ya Türkiye'den sert tepki: Tam anlamıyla hadsizlik

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda Netanyahu'nun Orta Doğu'daki kirli politikalarına çok sert tepki gösterdi ve "Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz" dedi. İsrail Başbakanı Netanyahu ise hesabından yaptığı paylaşımla Erdoğan'ı hedef aldı. Netanyahu'ya Türkiye'den peş peşe tepki yağdı.

Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik küstah ifadeler kullanan Netanyahu, siyonist orduyu 'dünyanın en ahlaklı ordusu' olarak niteledi ve soykırım politikalarını sürdüreceklerini ifade etti.

TÜRKİYE'DEN PEŞ PEŞE TEPKİLER

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Soykırım suçuyla uluslararası mahkemede yargılanan, bölgemizi pervasızca ateşe atan, bölgesel ve küresel istikrarı hedef alan Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz itham ve iftiraları ile kendi suçlarını ve günahlarını örtemez. Sözleri, bizlerin ve insanlık vicdanı nezdinde yok hükmündedir. Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde ve küresel düzeyde hukuku, diplomasiyi, barışı ve mazlumları savunmaya devam edecektir.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir. Gazze'de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir. Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gasbının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Gazze'de ve Batı Şeria’da on yıllardır on binlerce sivili katleden, çocukları açlığa mahkûm eden, şehirleri yerle bir eden, uluslararası hukuku hiçe sayan, utanç ve ahlaksızlık dolu sicile sahip bir yönetimin ve yöneticinin Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkması tam anlamıyla hadsizliktir.

Gazze’de soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılananların, insanlığın vicdanı olan Türkiye’ye çamur atmaya çalışması, mazlumların sesi olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hadsizce hedef alması, tarihin en büyük tutarsızlıklarından biridir. İftira ve propaganda, gerçekleri değiştiremez. İnsanlık vicdanında mahkûm olmuş bir zihniyetin iftiraları ne Türkiye'nin duruşunu ne de hakikati değiştirebilir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, mazlumların sesi olmaya; hakikati savunmaya, zalimin karşısında durmaya devam edecektir.

Dışışleri Bakanlığı: Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz, provokatif ve gerçek dışı ithamlar, Netanyahu ve suç ortaklarının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabasından ibarettir. Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez. Türkiye olarak, Netanyahu ve işbirlikçileriyle ilgili doğruları en açık dille ifade etmeye devam edeceğiz. Hukuku ve insani değerleri hiçe sayan eylemlerin hesabını uluslararası yargı mercileri önünde vermeleri için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Diyor ki, "İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur." Yani bu dünyanın en büyük yalanıdır. Bu yaptığı açıklamada kullandığı ifade budur. Yeryüzünde Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur. Hatta eğer Siyonizm hastalığına kapılmamışsa, yeryüzünde o ordunun Gazze'de yaptığı soykırım karşısında o ordunun ahlaklı olduğuna inanacak bir tane Yahudi de yoktur. Gerçekleştirilen katliam, Gazze'de gerçekleştirilen soykırım, İran'a yapılan saldırı ve Lübnan'da gerçekleştirilen katliamlar, dünyanın en ahlaksız, en vicdansız ve en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir. Dolayısıyla zaten ilk cümlede İsrail ordusunu, bu katliamları ve soykırımı gerçekleştiren silahlı gücü, "dünyanın en ahlaklı ordusu" şeklinde nitelemesiyle açıklamasının değersizliği, niteliksizliği ve her türlü ahlaki değerden yoksun olduğu net bir şekilde görülmektedir.

İkincisi, Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla suçluyor. Bu tabii onun sık sık kullandığı bir kara propaganda yöntemidir. Bunun tabii bir acısı var. O da şu. İran'a saldırdıklarında, İran'daki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye'yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor. Bunu bazı Araplarla ilgili yapıyor. Dürzi kardeşlerimizle ilgili yapıyor. Nusayri kardeşlerimizle, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor. Bazı Şii kardeşlerimizle ilgili olarak da bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Gazze’de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran; insanlığın ortak vicdanında mahkûm olmuş Binyamin Netanyahu’nun, Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan ’ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen bir soykırım soruşturmasında şüpheli, kabul edilen iddianamede ise sanık konumunda bulunan Netanyahu’nun; insanlık onurunu savunan Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız; Filistin halkının haklı davasını, mazlumların hukukunu ve insanlığın vicdanını en güçlü şekilde savunmaktadır. Buna karşılık Gazze’de yaşananlar karşısında susanlar tarihin karanlık sayfalarına yazılacaktır. Netanyahu ve beraberindeki cinayet şebekesi, işledikleri insanlık suçlarının hesabını er ya da geç bağımsız yargı önünde verecektir. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet ve insanlık adına en güçlü sesi yükseltmeye devam edecektir.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: Gazze’de aylardır devam eden vahşetin baş sorumlusu olan Netanyahu’nun, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hezeyanları, hakikatin karşısında duyulan rahatsızlığın ve vicdanlarda mahkûm edilmiş insanlık dışı bir siyasetin tezahürüdür. Masum çocukların katledildiği, kadınların, yaşlıların ve sivillerin hedef alındığı; hastanelerin, okulların ve ibadethanelerin dahi saldırılardan kurtulamadığı bir tablo karşısında dünya vicdanı derinden yaralanmıştır. Böylesine ağır bir insani trajedinin gölgesinde, kendi sicilini perdelemeye çalışanların başkalarına yönelik ithamlarının hiçbir inandırıcılığı bulunmamaktadır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, çok uzun yıllardır mazlum Filistin halkının meşru haklarını en yüksek sesle savunan, zulme karşı ilkesel duruşundan taviz vermeyen ve insanlık vicdanının sözcülüğünü yapan liderlerin başında gelmektedir. Bundan dolayıdır ki, hakikatin dile getirilmesinden rahatsız olanlar, oklarını her fırsatta kendisine yöneltmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki; güç geçicidir, adalet kalıcıdır. Bugün sahip olunan askerî ve siyasi imkânlar, masumların feryadını tarihin kayıtlarından silemeyeceği gibi, vicdanlarda verilmiş hükmü de değiştiremeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dün olduğu gibi bugün de Hakkın, adaletin ve insan onurunun yanında durmaya devam edecektir. Filistin davası, yalnızca bir halkın mücadelesi değil; insanlığın vicdanını koruma mücadelesidir. Bu mücadelede Türkiye’nin durduğu yer bellidir; zulmün karşısı, mazlumun yanıdır ve böyle de olmaya devam edecektir.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti grup toplantısında "Suriye ve Lübnan aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda, solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz." ifadelerini kullanmıştı.